İzmir Depremi Raporu

İZMİR DEPREMİ RAPORU SONUÇ ve ÖNERİLER

 

İzmir Deprem Raporu sonrasında sahadan ve ölçüm istasyonlarından elde edilen tüm veriler mühendislik kapsamında değerlendirilmiş olup özet ve sonuçları aşağıda paylaşılmaktadır. Kamu kurumları ve halkın bilinçlenmesi ile olası felaket senaryolarının gerçekleşmesinin önlenmesi adına herkese büyük bir görev düşmektedir. Bu anlamda, İMO İzmir Şubesi olarak konunun takipçisi olacağımızı bildiririz.

İzmir Depremi İlk Gözlem Raporuna buradan ulaşabilirsiniz

Geoteknik Deprem Mühendisliği Açısından

“Zemin Sınıfı Harfi” kısıtlamasına tabi olmadan doğa, kendi tepkisini oluşturmuş ve depremde yapılara gelecek olan etkiyi fazlasıyla göstermiştir. 1975, 1998, 2007 ve 2018 yönetmeliklerine göre basen etkisi dikkate alınmadan çözülmüştür. 0.5-1.5 sn. doğal titreşim periyoduna sahip tüm yapılar, doğa gereği daha fazla yük almaya mahkûm olmuşlardır. Asıl burada yapılan yanlışların ve depremin tepki spektrumunun yön bazlı değişimi ve yapıların yerleşimlerine bağlı olarak farklı yük alması ile yakın periyottaki bazı yapılar, diğerlerine oranla ve harf hesabına göre daha fazla deprem yükü almak zorundadır. Bunu anlamadan yapılacak performans analizi ve güçlendirme projesi çalışmaları yanıltıcı olacak ve bir sonraki depremde bir daha hasar almaya yol açacaktır.

Kuvvetli yer hareketi kayıt istasyonlarından alınan en büyük yer ivmesi değerleri 0.11g mertebesinde ölçülmüştür. Bu ivme değerinde belirlenen alanlarda bir sıvılaşma beklenmemektedir. Saha gözlemlerinde kent merkezinde sıvılaşmaya bağlı bir taşıma gücü ve oturma problemine rastlanılmamıştır. Ancak olası İzmir depremi gerçekleşir ise beklenen ivme değeri bu değerin yaklaşık dört katı olacaktır. Bu kapsamda sıvılaşmaya bağlı yapısal hasarların oluşması ayrıca beklenmektedir. Yapılacak sondaj çalışmalarının içerisinde konu özel bir öneme sahip olup yeterli çalışmalarının konunun uzmanları tarafından ortaya konması gerekmektedir.

Tepki Spektrumu

Yapısal tasarımda kullanılacak ivmenin, zemin özelinde tepki spektrumu ile yapısal deprem kuvvetine dönüştürülmesi işlemi her yönetmelikte benzer şekilde açıklanmıştır.

Deprem yükünün belirlenmesine esas zemin ve temel etüt raporlarının, sadece kâğıt- evrak işi olarak görülmesi ve konusunda uzman olmayan meslek disiplinlerince hazırlanması asıl sorunu oluşturmaktadır.

İnşaat Mühendisliği’nin uzmanlık alanlarından biri olan Geoteknik uzmanlığının yetkisinde olan çalışmaların, geoteknik uzmanlarının karar ve planlamaları doğrultusunda yürütülmesi evrensel ve bilimsel bir gerekliliktir. Özellikle yer bilim uzmanlarının ve bu bilim dalları ile yapı tasarımı arasında oluşturulan köprünün vazgeçilmez kısmı olan “Geoteknik Deprem Mühendisliği”nin yadsınması, yok sayılması.

Geoteknik Deprem Mühendisliği

Geoteknik Rapor’un, konusunda uzman inşaat mühendisleri tarafından düzenlenmesi gerçeğini yok sayan yönetmelikler vardır. Bu nedeniyle maddi ve manevi kayıplara davetiye çıkarılmaktadır. Etkileri ise toplumsal boyuttadır. Bunun yanı sıra konunun takipçisi ve bir nevi sorumlusu olan yapı sahiplerinin bir kısmının bilerek bir kısmının ise bilmeyerek zaman-para ikileminde kalan düşünce ile bu durumu daha da zorlaştırdığını bilmekteyiz. Bu ikilemin doğru şekilde çözülmesi ile yapıların beklenen İzmir depremine dayanıklı olarak yapılması bir an önce sağlanmalıdır.

 

Bu noktada, sahaya özel çalışmaların yapılması hususunda, konunun parsel bazlı olarak halka mal edilmesi yerine kamu kurumlarının, ilgili meslek odalarını da sisteme entegre ederek, çok hızlı bir şekilde mikro bölgeleme veya benzeri çalışma ile tüm problemi ortaya koyması beklenmektedir.

Yapı Deprem Mühendisliği Açısından

30 Ekim 2020 tarihli deprem; Urla, Seferihisar, Çeşme gibi depremin merkez üssüne 40-50 km mesafede olan yerleşimlerde kabaca DBYBHY-2007 tasarım depreminin dörtte biri seviyelerinde talepler yaratmıştır. Bayraklı, Karşıyaka ve Bornova gibi genç çökellerin  üzerine kurulu yerleşimlerde tasarım depreminin yarısı seviyelerinde talepler yaratmıştır. 1975 Deprem Yönetmeliği’ndeki deprem talepleri düşünüldüğünde talep oranları bir miktar yükselse de yönetmelik seviyelerinin altındadır. Bu sebeple hasar gören yapılar bağlı bulundukları yönetmeliklerde tanımlanan tasarım depremlerinden oldukça düşük seviyelerdeki deprem seviyelerinde hasar görmüştür.

1998 Deprem Yönetmeliği öncesi yapılarda gözlemlenen hasarların yetersiz kuşatma donatısı ve detayı, yetersiz kenetlenme boyları, düşük beton dayanımı, düz donatı kullanımı ve birleşim bölgelerinde enine donatı bulunmaması kaynaklı düşük süneklik sebebiyle erken ötelenme seviyelerinde göçmeler şeklinde oluştuğu anlaşılmaktadır.

İzmir Deprem Raporunda Taşıyıcıların Önemi Ortaya Çıktı

Yapılarda taşıyıcı çerçeve süreksizliklerinin rijitliği düşürerek ötelenme taleplerini arttırması sebebiyle, düşük deprem talepleri altında dahi söz konusu gevrek çerçevelerin taşıyamayacağı ötelenme seviyeleri ortaya çıkmış ve hasarlar olmuştur.

 

izmir deprem raporu

İzmir’de bazı binalarda gözlemlenen giriş katının duvarlardan arındırılmış olarak sadece kolonlardan oluşturulması veya ticari kaygılar ile giriş katın dolgu duvarlarının yok edilmesi uygulamaları gevreklikleri sebebiyle özellikle 1975 Deprem Yönetmeliği ve öncesi yapılardaki deprem riskini ciddi olarak arttırmaktadır.

Her ne kadar bu katlardaki dolgu duvarların varlığını sürdürmesi yapılardaki gevreklik ve çerçeve süreksizlikleri kaynaklı sistemik sorunları yok etmese de söz konusu duvarların bulunması toplamdaki deprem riskini bir kademe azaltma potansiyelini taşımaktadır.

Seferihisar Depremi

Bu durum 30 Ekim 2020 Seferihisar Depremi gibi bölgede düşük talepler yaratan bir depremde kendini açıkça ortaya koymuş ve ölümle yaşam arasında karar verici hale gelmiştir.

Depremde yeni binalarda gözlemlenen ağır bölme duvarı hasarlarının sebebi yine ötelenme taleplerinin yönetmelik, tasarım veya imalat kaynaklı olarak yapı üzerinde oluşturabileceği etkilerin dikkate alınmamasıdır.

Mühendislik eğitimi ve kültüründeki deprem mühendisliğine kuvvet tabanlı yaklaşımın ötelenme taleplerinin sadece yönetmeliklerdeki kontrol şartını sağlamaya yönlendirmesi sebebiyle, tasarımlarda ötelemenin yaratabileceği sorunlar gözden kaçabilmektedir. Bu sebeple tasarımlarda deprem mühendisliğinde ötelenme tabanlı bir yaklaşımın ana tasarım yöntemi olarak öne çıkması ve yatay ötelenme limitlerinin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

İzmir Depremi Raporu Sonuç Olarak

 

30 Ekim 2020 depremi mevcut yapı stoğunu kendi filtresinden geçirerek İzmir’de uzak depremler için riski yüksek bölge ve yapıları işaret etmiştir. Şehirdeki deprem riskini azaltmak üzere organize bir şekilde çözümler üretmek gerekmektedir. Sorunun büyüklüğü ancak kamu eliyle çözümün taraflarının bir araya getirilip, hukuki ve finansal modeller ortaya konulması ile mümkündür.

 

Doğa kendi tepki spektrumunu oluşturmakta, “Mühendislik ve Bilim” buna ayak uydurmak zorundadır. İzmir, özel bir zemine sahiptir ve bu sebeple özel mühendislik hizmetleri gerekmektedir. Bu depremde unutulan durumların hatırlanması ile yapı stoğu acilen elden geçirilmelidir.

 

Proje ve uygulama denetçilerinin yetkinliği konusunda 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nda etkin bir değişiklik yapılarak konunun çözümlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, mesleki sorumluluk sigortasının zorunlu hale getirilmesi ve ikincil kontrollerin yapılmasını sağlayacak bir sistemin yetkin mühendisler ile sağlanması gerekmektedir.

İlgili İdare Çalışanları Mesleki Uzmanlık

 

Denetim boyutunda bir diğer önemli konu, ilgili idarenin (belediye, vd. kamu kurumları) yetkinliğidir. İlgili idarede çalışan mühendislerin mesleki uzmanlığa haiz altyapıda olması gerekmektedir. İdarenin siyasi ve mahalli baskıdan uzak, tamamen mühendislik ilkelerine göre kontrollük vazifesini yapması son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, yetersiz kontrollük hizmeti verilmesi, yetersiz ve eksik uygulama yapılması ile eşdeğerdir. Bu konudan kamu kuruluşlarının çıkarması gereken ödev ise yetkinliğin ve liyakatin acilen getirilmesi ile benzer görüntülerin yaşanmasını engellemektir.

Eksperlik

İnşaat Mühendislerinden oluşan ayrı bir yapı eksperlik sisteminin kurulması, yeterli dayanıma sahip olmayan “makyajlı” binaların afişe olmasını sağlayacak ve vatandaşların gayrimenkul alımı ve yatırımında dikkate alacağı bir değer olacaktır. Bu sayede tüm yapıların bir sertifikası ve kimlik belgesi olması sağlanacaktır. Bu konuda kamusal yarar için acilen gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Yapı Ruhsatı

17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği Kapsamında Yapılacak Binalarla İlgili Uygulama Esaslarına Dair Tebliğ”in 4. Maddesi’nde belirtildiği üzere, yapı kullanım izin belgesi almış ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamında tanımlı, ruhsata tabi olan tadilat başvurularının Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (2018) esaslarına göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu sebeple ruhsat vermeye yetkili tüm kamu kuruluşlarının, yapı kullanım izin belgesi almış yapılara ait esaslı tadilat başvurularında, mevcut yapının Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (2018)’ne uygunluğunu araması gerekmektedir.

 

Mülga yönetmeliklerin yürürlükten kaldırılması, bu yönetmeliklere esas olarak projelendirilen ve ruhsatlandırılan yapıların göz önünden kaldırılması anlamına gelmemektedir. Mühendislik olarak eksikliklerini bildiğimiz yönetmelik ve standartların sağlanmadığı tüm yapıların Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (2018)’ne göre değerlendirilmesi önerilmektedir.

 

Mesleki Yeterlilik şarttır! Mesleki Uzmanlık şarttır! Bu kapsamda daha öncesinde tarafımızca savunulan “YETKİN MÜHENDİSLİK YASASI” tüm mühendislik disiplinleri ve Meslek Odaları yardımı ile son hale getirilerek bir an önce çıkartılmalı ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi karşılıklı denetim sistemi (peer-review) getirilmelidir.

 

 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi

İzmir Deprem Raporunun Tamamına ulaşmak için tıklayın

Diğer Yazılarımız

Makaleler

İzmir Depremi Raporu

İZMİR DEPREMİ RAPORU SONUÇ ve ÖNERİLER   İzmir Deprem Raporu sonrasında sahadan ve ölçüm istasyonlarından elde edilen tüm veriler mühendislik...
Makaleler

Yapı Güçlendirme

Modern ve klasik sistemlerin ayrı ayrı veya bir arada kullanıldığı yapı güçlendirme sistemleri, binaların depreme karşı dayanıklılığını artırdığı gibi her...
Makaleler

Villa Güçlendirme

  Ülkemizde kullanılan villaların bir çoğu deniz kıyısına yakın az katlı ve villa güçlendirme yapılmamış yapılardır. Depremden sonra yığma duvar,...
Makaleler

Fabrika Güçlendirme

  Deprem yönetmeliğine uygun yapılmamış üretim tesislerinin fabrika güçlendirme ile güvenli ve dayanıklı yapılar haline getirilmesi gerekmektedir. Güçlendirme sistemleri artık...
Makaleler

Köprü Güçlendirme

Ülkemizdeki bir çok köprü eski deprem yönetmeliği esas alınarak köprü güçlendirme işlemine tabii tutulmaktadır. Ülkemizde artan depremlerden dolayı karayolları ,...
Makaleler

Zemin Güçlendirme

Kentleşmenin fazlalaşması, nüfusun yoğunlaşması gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak artan konut, ofis gibi yapı ihtiyaçları beraberinde uygun olmayan zeminlerde yapılaşmayı...
Makaleler

Apartman Güçlendirme

Apartman güçlendirme, özellikle deprem yönetmeliğine uygun olmayan binalarda yapılır. Türkiye genelinde, yaşıyor olduğumuz apartmanların bir çoğu 2000 yılı öncesinde yapılmıştır....
Makaleler

Endüstriyel Tesis Güçlendirme

Ülkemizde endüstri alanında ,yurt içi olsun , yurt dışı olsun bir çok alanda faaliyet gösteren küçük, orta ve büyük ölçekli...
Makaleler

Kolon Güçlendirme

Yapı ağırlığının taşınması ve sağlıklı bir şekilde dengede tutulması için en önemli unsurların başında kolonların gelmesi, kolon güçlendirme çalışmalarının önemini...
Makaleler

Bina Güçlendirme

Bina güçlendirme, olası bir deprem sırasında bina taşıyıcılarının kırılma ya da kopma yaşamadan önce siz ve sevdiklerinizi korumak, sonrasında da...
Makaleler

Kiriş Güçlendirme

Kiriş güçlendirme çalışmaları, eski ve eksik inşa edilmiş yapıların depreme karşı mevcut halinden daha dayanıklı hale getirilmesi için yapılması gereken...